Antakya Ermenilerinin Sözcülerinden Garabet İzmirliyan’la İskenderun Sancağıyla İlgili Yapılan Ropörtaj. Cumhuriyet Gazetesi 5 Ağustos 1937

Hatay Ermenilerinin fikri

“Bu memlekette Ermeniler bitaraf [tarafsız] bir unsurdur, fakat Suriye zihniyetine merbuttur [bağlıdır]”

Antakya Temmuz 1937 (Kandemir)

 

Kont de Martel’in Antakya’da yeni rejimi ilân ederken söylediği meşhur nutkunda, içtimai [toplumsal]  vaziyetleri ve şahsi nüfuzları itibariyle milletlerinin başında saydığı şahsiyetlerden biri de avukat İzmirliyan’dır. Aslen Anadolulu ve Türk harsı [kültürü]  ile, Türk mekteblerinde yetişmiş bilgili, güler yüzlü ve çok nazik olan İzmirliyan’la görüşerek, başlarında bulunduğu Hatay Ermenilerinin ne halde, ne fikirde, ne düşüncede olduklarını öğrenmek lazımdı. Onunla, evvela, keyifli keyifli, kahvelerimizi içerken, gurbette buluşmuş hemşeriler gibi samimi, sıcak ve hiçbir düşüncemizi gizlemek lüzumunu duymadan tertemiz konuştuk.

Kaleme kâğıda sarıldım, neden gizliyeyim ki, biraz evvelki rahat, müsterih muhatabım; konuşmakta çok güçlük çeken, aradığı kelimeleri bulamayan, ve içinden gelen duygulrı bir türlü dilinden dökemeyen, sağını solunu kollayan; mütemadiyen müphem [açık olmayan]   cümleler düzmek zaruretinde [zorunluluğunda] kaldığını hissettiren bir adamdı.

Ona, kaç defa bu halini hatırlattımsa o da bana o kadar çok, başka türlü hareket edememek mecburiyetinin mahkûmu olduğunu sezdirdi.

Hatay Ermenilerinin tabiî mümessili [temsilcisi]  sayılan avukat İzmirliyan’a evvelâ buradaki Ermenilerin sayısını sordum.

– İki sene evvelki istatistiğe göre umumi nüfusun onda birinden fazla, yani 27,500 dür, dedi. Bunların üçte ikisin den fazlası da, yerli, üst tarafı muhacirdir.

-Yeni rejim karşısında Ermenilerin vaziyeti ne olacaktır ?

Bu memlekette Ermeniler bitaraf [tarafsız] bir unsurdur. Fakat Suriye zihniyetine merbuttur [bağlıdır].

Susarak bir lahza yüzüme baktıktan sonra:

Fakat, diyor, emperyalizme dokunmayan, yalnız memleket menafiine taallük [memleketin faydasına bağlı]  eden mesailde [anlayışta]  bütün unsurların toplu olarak hareket edeceklerinden eminim. Ancak, bir unsur, diğer unsura tahakkümünü temin edecek hattı hareketlerde bulunduğu takdirde Ermeniler herhalde Suriyelilerin yanında bulunacaklardır.

Niçin?

Niçin Türklerle beraber olalım? Cevap vermiyor, onu dinliyorum.

– …Yazık ki mazinin refleksi var. Ve biz, mesela Türkiye’deki Ermenilerin vatanlarına kayıdız şartsız sadık kalmalarını nasıl ister ve bunun aksi herhangi hareketlerini tel’in [protesto] edersek, bizim de Suriye’ye karşı bağlı kalmamız istenmelidir. Burada tasrih [açıklama] etmeliyim ki, hiçbir Ermeni’nin hakkı vücud ve hakkı hürriyetine bir kelime ile insan gibi yaşamak hakkına halel iras [zarar verme] edecek noktaların gayri hiçbir noktada Türklere karşı fena düşüncesi olamaz. Vakıâ bugün Türkiye, çok ama cidden çok modernize olmuştur. Fakat insan da insandır. Endişesi kolay silinmez, korkar.

-Kanaatinizce yeni rejim Hatayı mes’ud [mutlu] edecek midir?

Bizi kendi halimize bırakırlarsa Hatay, şarkın İsviçresi olur. Nasıl ki ora da Almanlar, Franızlar, İtalyanlar kardeş gibi yaşayarak, İsviçreliyiz, diyorlarsa, burada da biz (Hataylı bahtiyarlar) olabiliriz. Bunu tahakkuk [sağlamak] ettirmek iki devletin elindedir. Amma, her iki hükümet bir tarafa çekerse burada ilânihaye [sonsuza dek]   rahat yüzüne hasret çekeriz. Yoksa ortadaki eser güzel bir eserdir. Gerçi itirazlarımız da yok değil….

Mesela… Ne gibi?

Şark memleketleri, hele burası bukadar geniş bir demokrasive hazırlanmış değildir. Hatay’ın bu demokrasiyi hazmedebilmesi için zaman lâzımdır. İzah edeyim; meclise çok fazla salâhiyet [yetki]  verilmiştir. Fakat meclisi teşkil edecek kırk mebusu nereden bulacağız. Biz, burada, aramızdaki, hatta diplomalı zevatın bile gradosunu [derecesini]  bilenlerdeniz. İstediğimiz insanları bulabilmek için hiç değilse bir nesil beklemek zaruretindeyiz [zorundayız].

Bekleyecek takat, ve vakit var mı?

Sonra, bir de icra kuvvetinin istikrarsızlık göstereceği şimdiden görülüyor. Boyuna ademi itimad [güven] meselelerile karşılaşacağımız muhakkaktır. Böylece ilk devrelerde çok müşkülat [sıkıntı] çekeceğiz. Bunun haricinde de meclisin feshi ihtimalleri var. Tasavvur ediniz, yeni rejiminin ilk adımlarındaki bir memlekete sık sık intihabat [seçim] heyecanı vermek doğru olur mu? Bu memlekette bir rahatsızlık var. Bu rahatsızlık yalnız siyasi değildir, iktisadi ve içtimaidir [toplumsal] de. Ve bu cins ve mezhep farkı olmaksızın her tara fa şamildir [her tarafta vardır]. İşte bu umumi rahatsızlığı gidermek için memleketin tam bir sükuna, istikrara ihtiyacı vardır.

Hatay meclisini teşkil edecek kırk mebusun ne şekilde toplanabileceğini tahmin ediyorsunuz?

Bir kere bu kırk mebusu, dediğim gibi nereden bulacağımızı düşünmeliyiz. Asıl mesele budur. Ihtiyarlar… Ooh… Ya gençler, bu memlekette nazari tahsil [eğitim] gören bir gençlik yetişmiş. Bunları yakın dan tetkik ederseniz görürsünüz ki teknik hiçbir ehliyetleri [yeterlilikleri] yoktur. Ancak küçük memur olabilecek derecededirler. Hatta bunların cemiyete bar olduklarını bile iddia edebilirim. Kırk mebusa gelince, bunlar söyle toplanacaklara benziyor, Eğer mevcud istatistikler doğru ise, 15 veya 16 Türk, 12 Alevi, 4 Arap, 4 Ermeni, 2 de Rum ortodoks, geri kalan 2 mebus da diğer anasırın [unsurların], yani Musevi, Çerkez, Kürt vesairenin malı olacaktır. Bu mecliste bu vaziyete göre hiçbir unsur tam ve kat’i bir ekseriyeti [ kesin bir çoğunluğa] haiz olamayacaktır. Böylece parlamento oyunları başlyacak ve… bakalım neler olacaktır.

– Tekrar sormak mecburiyetinde kaldım: Siz Hatay Ermenileri, mutlaka her işte Araplarla beraber, ayni safta kalmaya karar vermiş olduğunuzu söylüyorsunuz. Fakat, mesela. Hatay meclisinde yarın bir şapka meselesi mevzu bahis olsa da, Arap mebuslar festen ayrılamayacaklarını bağırsalar, siz de ayni feryada iştirak edecek misiniz?

İzmirliyan, kollarını devşirerek, başını güneşin altında cayır cayır kavrulan (Asi) kıyılarına çevirdi, şöyle bir uzunca daldı, daldı da:

Bizim, memleketi garplılaştırmaya çalışan hareketlere muhalefet edeceğimiz aklınıza gelebilir mi? dedi.

Fakat buradaki Ermenilerin Suriye zihniyetine merbut [bağlı] olduklarını söyleyerek bunu aklımıza getiren sizsiniz!

Artık ne güler yüzlülüğünden, ne neşesinden, ne talâkatinden [akıcılığından] eser kalmayan muhatabımın, kala kala mana dolu bakışlarını kaplayan ıstırabı kalmıştı.

Hiç şüphe etmeden inanıyordum ki, karşımdaki zat, şu anda, düşüncelerini, duygularını istediği gibi, açıkça söyleyememenin acısı ile kıvranıp duruyor.

Ve bu dertten kurtulmak ister gibi, hemen bahsi değiştiriyor: Epey oluyor, dedi, Türkiye’nin Beyrut konsolosu Bay Feridun Hatay’da tetkikat yapmış ve bunun neticesini bir raporla merciine bildirmişti. Bundan bahseden gazetelerde okuduğuma göre Bay Feridun Hatay’daki bazı mıntıkalarda bir takım Türklerin yerlerinden kaldırılarak oralara Ermenilerin yerleş tirilmiş olduklarını yazmış. Eğer gazetelerin neşriyatı doğru ise bu işte bir yanlışlık var ki, zihinleri bulandırmaması için bunun tashihi [açıklaması] vazifemdir. Evet, Hatay arazisinde 1927 de Ermeni iskânı yapılmıştır. Bu, üç yerde vaki olmuştur. Biri Cemiyeti Akvamın Suriye hükümetinden dönümünü bir Türk altınına satın aldığı askeri çayırdaki arazide, ikincisi gene Cemiyeti Akvam tarafından 1300 Türk altınına satın alınan Soğuksu köyündeki Hampar Efendi Koçumyan’ın arazisinde, üçüncüsü de Musa Dağı’nda 200 altına satın alınan gene bir Ermeni’nin toprağındadır. Sizi temin ederim ki buralarda Ermenileri iskan için hiçbir Türk yerinden yurdundan edilmiş değildir.

Hatay Ermenilerinin reisi avukat İzmirliyan’dan ayrılırken de, daha sonra da, onun istediği gibi açıkça konuşamamasının sebeb ve sırrını bulabilmiş değildim.

Bu yazıyı yazarken ziyaretime gelen ahvale çok yakından vakıf bir dost, bu müşkülümü açtığım zaman, gülümseyerek bana şöyle dedi:

Hatay’daki Ermeniler her hareketleriyle Suriye’nin hoşuna gitmek mecburi yetinde olduklarını hissetirirler. Çünkü burada Suriye’yi sinirlendirecek hareketlerinin cezasını Suriye’nin diğer yerlerinde meskun ırktaşlarının çekeceğinden emindirler. Binaenaleyh Haleb’de, Şam’da, Hama’da, Humus’ta ve sair yerlerdeki Ermenilerin rahat ve huzuru için. Hatayda, Suriye’nin dilediği gibi hareket etmek zaruriyetini duyarlar. Bunu istemiye istemeye bir tehdit  karşısında zorla yaptıklarını kaç defa kendi ağızlarından işittim, dinledim….

Benim, avukat İzmirliyanın ağzından alamadığım sır acaba bu muydu?[1]

[1] Cumhuriyet Gazetesi 5 Ağustos 1937, Sayı: 4752.

 

17 Aralık 2024

İlgili Terimler :

Instagram'da Bizi Takip Edebilirsiniz...

Bizimle ilgili tüm haber ve gelişmelerden haberdar olmak için Instagram’da takip edebilirsiniz.
@antakyatarihi.com.tr

İLETİŞİM: 0538 955 2706

MAİL bilgi@antakyatarihi.com.tr

ADRES: Antakya - Hatay