Süveydiye Hıdır (Hızır) Türbesi Vakfıyla İlgili Yazışmalar 1910-1911/Transikripsiyon ve Günümüz Türkçesine Çeviren UFUK ŞAFAK
(1) DH.İD.34-19/1 [O.BEL.0860k]
Dâhiliye Nezâreti
Muhâberât-ı Umûmiye Dâiresi, Şube 2
Sahîfe: 10454
Evrâk Numarası: 55
Târîh-i Tesvîdi: 19 Şubat 326 (4 Mart 1911)
Târîh-i Tebyîzi: 20 Şubat 326 (5 Mart 1911)
Haleb Vilâyeti Behiyyesine
Antakya Kâzasının Süveydiye Nâhiyesinde kâin Hızır (Hıdır) Aleyhisselâm Mâkam-ı Şerifin bâ-berât-ı âlî uhdesinde bulunan tevliyeti cihetine vukû’ bulan müdâhale ve tecâvüzün men’î istidâsına dâir.
Müftüzade Neşet mührü ile mâhtûmen gönderilen arzuhâl leffen sûi vâlâlarına irsâl kılınmakla bu bâbdaki muâmelenin ve mütâla’nın müvezzehân inbâsı[1] mütemennâdır efendim
(2) DH.İD.34-19/2 [O.BEL.0861L]
Dâhiliye Nezâret-i Celilesi Huzûr-ı Sâmisine
Marûz-ı çakerleridir
Dahiliye Nezâret-i Celîlesi Huzur-ı Sâmîsine
Maruz-ı çakerleridir
Antakya Kazâsının Süveydiye Nâhiyesinde vâki tevliyeti[2] bâ-berât-ı âlişân[3] uhde-i çâkerde bulunan Hızır (Hıdır) ebni? [bina anlamında olabilir] Aleyhisselâm makâm-ı şerîfi hizmetini otuz iki seneden beri teâmül-i kadimi vechile ifâ etmekde ve sene be-sene[4] muhasebesini rü’yet eylemekde olduğum hâlde bu sene nasılsa Antakya Kaymakamı Tevfik Bey güya sû-i ahvâlinden ve fikr-i müstebidânesinden[5] bahisle yazılan mevhûm[6] bir mahzarı[7] temhîr etmiş olduğum kendisine ilkâ[8] edilmesinden nâşî hakk-ı âcizânemdeki garazını icra ve bu âcizden ahz-ı sâr[9] etmek maksadıyla Mâkam-ı Şerife gelen zâirin[10]in oradaki hademeye verecekleri atıye-i gayr-ı malume[11] ile zebh[12] edecekleri kurban derileri esmân-ı mechûl[13]esini Mâkam-ı Şerifin emlâk-i mevkûfesi vâridât miyânına[14] idhal etmediğimi elinde??? vesile ittihâz ederek aliyyemde [aleyhimde] beslemekde olduğu garazı icra zımnında hemşehrisi Antakya Evkâf Memuru Mahmud Efendiye keyfî bir müzekkire yazdırarak Mâkam-ı Şerife aid emlâk mevkûfe vâridâtıyla vâridât-ı mevhûme-i ma’rûzayı[15] devr-i mesud-ı Meşrutiyete bâ-kısmâne bir suretde rüsûmât[16] satarcasına müzâyedeye koyarak Nusayri taifesini teşvikle hilâf-ı şer‘-i şerîf[17] üç seneliğini taife-i merkûme meşâyihine ihale etmiş ve vâridât-ı mezkûrenin mearife tahsisi için de bizzat Haleb Vilâyetine gidip esas-ı mes’eleden haberdâr olmayan vali beyefendi hazretlerini dahi bi’l-ıknâ’ Meclis-i İdare-i Vilâyetden de karar alarak Mâkam-ı mübareki ve gerekse? berat-ı âlîşân mantûk-ı münîfince[18] mütevellîye ait umûr-ı idâreyi Nusayrilere teslim eylemiştir. Makâm-ı şerîfe olan hidemâtım ve zairinin istirahati için oradaki tamirâtım yedimdeki musaddak mazbata ve muhasebe defterleriyle müsbet iken bu cihete itibar edilmeksizin ve muhasebem rü’yet olmaksızın böyle bir zamanda şu ta‘addî-i müstebidâneye[19] ma‘rûz kalmaklığım şer-i şerife mugayir[20] olduğu gibi Meşrutiyetle idare olunan Hükûmet-i Osmaniyemizin hangi kanununa tatbik edildiği de anlaşılamıyor. Mâkam ve merâkid[21] nâmına olan … fukaraya verilmek niyeti olmadıkça haram-ı kat‘î olduğu husus-ı şer‘iye iktizâsından iken vâridât mühimme-i mezkûrenin ma‘ârife tahsisi ve bu suretle de ahali üzerine yeniden bir vergi tahmîli nezd-i devletlerinde tecvîz buyurulmayacağı meczûm-ı çakeri[22] bulunmasına binâen husûs-ı şer’i mûcebince makâm-ı şerîfe âid umûrun te‘âmül-i kadîmine irca’ı ve berât-ı âlîşân hükmünün muhâfazasıyla Kâ’im-makâm-ı mûmâ-ileyhin hâkımda icrâ etmekde olduğu kîn ve garazından vikâye buyurulmaklığımı meşrûtiyet-i meşrû‘amız nâmına istid‘â ve istirhâm eylerim. Ol bâbda emr u fermân hazret-i veliyyül-emrindir.
23 Sâfer 1329 (23 Şubat 1911)
9 Şubat 1326 (23 Şubat 1911)
Antakya’da Mukim-i Şerifin Mütevellisi
Müftüzade Neşet
(3) DH.İD.34-19/3[O.BEL.0862m]
Dâhiliye Nezâreti Muhâberat-ı Umûmiye Dâiresi
Evrâk numarası: 31
Târîh-i Tesvîdi: 5 Mayıs 327 (18 Mayıs 1911)
Târîh-i Tebyîzi: 9 Mayıs 327 (22 Mayıs 1911)
Halep Vilâyeti Behiyesine
29 Mart 327 (11 Nisan 1911) tarihli ve 30 numaralı tahrirât-ı behiyeleri cevâbıdır
Antakya kâzasında Süveydiye Nâhiyesinde kâin Hıdır Aleyhisselâm Makâm-ı Şerifînin berât-ı âlî mütevellîsi bulunan Müftüzâde Neşet Efendi’nin sû-i istimâl ve ihânetine mebni makâm-ı şerîf zâirinin verdikleri atiyye ile zebh idecekleri kurban derilerinin bi’l müzayede talebine ahâlisi icra … …ise de bu gibi makâm-ı mukâddeside zuvvar tarafından verilmiş hedâyâ ve atiyenin mültezim ahâlisi muğâyir-i şer-i şerif[23] olmasına binâen gayr-ı caîz olduğu ve mütevelliye-i tahâkkuk-ı suistimali takdirinde tevelliyetin uhdesinden ref’i[24] ve bunun içinde mahkeme-i şeri’yyeye müracaat edilerek vakf-ı hıyanet maddesinin hükmen subûti lâzim gelub, idâreten muâmele i’fâsı muvâfık-ı usul[25] u kâide olmayacağı Evkâf-ı Hümâyun Nezâretine bit-tezkire izbâr olunmakla mahalline göre tebligât ifâ buyurulmak mütemennadır efendim.
Bâ işâret-i âlî-i müsteşârî.
(4) DH.İD.34-19/4-a [O.BEL.0863m]
Halep Vilâyeti tahrirat kalemi
Numara: 30
Dâhiliye Nezâreti Celîlesine
Dosyası ile Hukûk Müşâvirliğine Hulâsa
Hıdır el-Nebî Makâm-ı Şerîfinin tevelliyeti hakkında.
Melfûfât adedi 2
Nâzır Bey Efendi Hazretleri
Muhâberât-ı Umûmiye Dâiresi ikinci şube ifâdesiyle şeref vârid olan 20 Şubat 326 [5 Mart 1911] târîh ve 30 husûsî ve otuz beş bin yüz altmış altı umûmî numaralı tahrîrât-ı ‘alîyye-i nezâret penâhîleri cevabıdır. Süveydiye nâhiyesinde ka’în Hıdır el-Nebî makâm-ı şerîfin tevelliyeti hakkında Müftîzâde Neşet Efendi tarafından gönderilip irsâl buyurulan arzuhâl üzerine mahâllinden edilmiş isti’lâma[26] cevâben vârid olan tahrîrât sûreti mezkûr arzuhâl ile beraber leffen takdîm kılınmıştır Nâzır Bey Efendi Hazretleri
Fî 12 Rebî’ül-âhir 329 [12 Nisan 1911] ve
Fî 29 Mart 327 [12 Nisan 1911]
Halep Vâlisi
Hüseyin Kâzım
(5) DH.İD.34-19/4-b[O.BEL.0864p]
Bahsolunan evkâf vâridâtından mütevellîsinin sû-i isti’mâlâtı sâbit olduğundan makâm-ı vilâyetin tasdîkine iktirân[27] iden meclis-i idâre-i kazâ karârı ile müzâyede ve ihâlesi icrâ edilip cihet-i hayriyeye hûsusî evkâf-ı mahâlliyeye menafî’-i külliye temîn edildiği ve bu sûretle mütevellinin sû-i isti’mâlâtına nihâyet verildiği merbût tahrîrât sûretinden anlaşılmış olmağla müstedi’nin şikâyetinin muhıkk[28] ve şâyân-ı iltifât olmadığının kendisine tefhîmi zımmında Halep Vilâyeti’ne tebligat icrâ buyurulması ‘arz olunur.
Takdim
Mümtaz?? Beyden Sual
13 Nisan 1327 [26 Nisan 1911]
Mazrûfen Evkâf Nezâretine
(6) DH.İD.34-19/5 [O.BEL.865r]
Halep Vilâyeti
Tahrîrât Kalemi
Antakya kaymakamlığından alınan 14 Mart 327 [27 Mayıs 1911] tarih ve 38 numaralı tahrîrât sûretidir.
5 Mart 327 [18 Mayıs 1911] târîh ve 6 numaralı emirnâme-i sâmîleri cevâbıdır.
Süveydiye’de kâ’în Hıdır Aleyhisselâm hazretlerinin makâm-ı şerîfi evkâfının mütevellîsi Antakyalı Neşet Efendi yeddindeki tevliyet-i berât-ı âlîsi bizzat vazîfe-i tevliyeti ifâ etmesini ve evkâfın vâridâtını hüsn-i istî’mâl ve idâre eylemesini şart-ı esâsî? ittihâz[29] eylediği hâlde mûmâ-ileyh bizzat ifâ-yı vazîfe etmesi şöyle dursun kendisi reji memûriyetiyle şurada burada dolaşmakta hâlâ da Antakya eytâm müdüriyetinde bulunarak makâm-ı şerîf-i mezkûrun semtine bile uğramamakta ve aynı zamanda makâm-ı mezkûrun senevî yedi sekiz bin guruştan aşağı düşmeyen ve adeta mukannen[30] bir vâridât hükmünde olan hedâyâsını tutturabildiği kadar her sene elli altmış lira bedel ile tarafından eşhâsı ilzâm[31] ederek bedelini der-ceyb[32] etmekte ve Evkâf-ı Memûrîne hesap verdiğinde ise vâridât-ı seneviyyeyi beş altı yüz guruş gösterip, anında iki üç mislini mevhûm[33] masraf göstermekle ğalle-i vakfî kendisine borçlu çıkarmakta idi. Tevâtüren sâbit[34] olan ve bilahire tahkîk olundukta resmen sübût bulan bu sû-i isti’mâlâtı yalnız vakfın vâridâtını elinden almak değil, isnât ettiği berât-ı âlî mazmûnunca[35] da tevelliyet sınıfının bile kendisinden nez’[36] edilmesi îcâb ettirdiğinden bu cihete aidiyeti hasebiyle mahkeme-i şeriyyeye tevdi’[37] olunarak ancak Evkâf-ı Memûrînin müracaat-ı resmîsi üzerine Meclis-i İdâre-i Kazâca arîza-i[38] amîk tahkîkât icrâsıyla tebeyyün iden netâic-i hakîkîyyeye göre evvel-bâ-evvel[39] vâridât-ı vakfiye üzerindeki ihtilâsâtına[40] nihayet verilmiştir. Şöyle ki Mütevelli Neşet Efendi makâm-ı şerîfe gelen züvvâr tarafından o makâmın idâme-i şerîf ve memuriyeti için vermekte oldukları hedâyâ ve i’tâyâyı asla kallisiyle almayarak yalnız o makam-ı meşrût[41] olan bir kaç parça emlâkın vâridât-ı seneviyyesini beş yüzden sekiz yüz guruşa kadar olarak kaydettikten sonra ona da hevâî bir takım masraflarla itfâ[42] edip her sene vakıf gallesinde masârıfından dolayı kendisine medyûn göstermesi bilhassa nazar-ı dikkati celb etmekle ve zâten yalnız mezkûr hedâyâ ve i’tâyâya her sene ellişer altmışar liraya bir takım eşhâsı icbâr edip bedel-i icbârîde kendi emlâk ve akarının vâridâtı işçisine tamamen ekl ü bel’[43] ettiğini bilmeyen heman Antakya’da yok gibi bir derecede mütevâtir[44] olması da o noktadaki şüpheyi takviye etmekle tahkîkâtına başlandıkta Evkâf-ı Memûrînin elde ettiği icbâr senedleri ve hesap pusulaları gibi vesâik ve sûret-i mahsûsada Süveydiye Nâhiye Müdürü ile ve Evkâf Memûru tarafından mahalinde icrâ kılınan tahkîkâtla artık iş âşikâr olmakla Meclis-i İdâre-i Kazânın müteaddid kararıyla mâkam-ı mezkûrun üç senelik vâridâtı müzayedeye vaz’ olunmuş ve netîce-i müzâyede üç senelik on dokuz bin beş yüz guruş bedelle ve yine Meclis-i İdâre kararıyla ihâle olunmuştur ki artık bedel-i mezkûrun da tahkîkât-ı vâkıanın isâbetle delîl-i kâfî olduğu müstağni-i[45] arz ve îzahtır. Mâ hezâ bu bâbdaki tafsîlât 14 Kânûn-ı Evvel 326 [27 Aralık 1910] târih ve sekiz yüz kırk dokuz numarolu arıza ile de arz olunarak cevâben şeref vürûd eden 25 Kânûn-ı Evvel 326 [7 Ocak 1911] târih ve iki yüz doksan altı numarolu emirname-i sâmîlerinde vâridât-ı mezkûrenin o makam-ı muhteremin idâme-i me’mûriyetinin fazla kalacak kısmının ma’ârif-i mahâlliyeye zell[46] olması Meclis-i İdâre-i Vilâyetçe de tensîb olunduğu irâde ve iş’âr buyurulmuştur. Bu gibi mecâlisten sudûr[47] iden mukarrerâtın[48] fesih veya tasdîk-i mâfevki[49] meclise âid olup, cereyân eden mu’âmele ve hâkîkat-ı hâll bundan ibaret bulunduğunu arz ederim.
(7) DH.İD.34-19/6 [O.BEL.0866s]
Nezâret-i Vâkf-ı Hümayun
Tahrîrât Kâlemi
Aded
Umumi: 19498
Hususi: 31
Dahiliye Nezâreti Celilesine
Hulûsa
Antakya kazasının Süveydiye Nâhiyesinde kâin Hıdır Aleyhisselâm makâm-ı şerîfi mütevellisi hakkında
Melfuf aded 4
Nâzır Bey Efendi Hazretleri
Antakya Kazâsının Süveyde Nâhiyesinde kâin olup tevelliyeti bâ-berât[50] uhdesinde bulunan Hıdır Aleyhisselâm Makâm-ı Şerîfi zâirinin[51] hademeye verecekleri atiyye[52] ile zebh edecekleri kurban derileri esmân-ı bil-müzayede tâlibine ihâle edildiğinden bahs ile Makâm-ı Şerîf-i mezkûr mütevellisi Neşet imzasıyla Nezâret-i celilelerine verilen arzuhâl ve bunun üzerine sebk iden[53] iş’âra cevaben Halep Vilâyeti Âliyyesinden vârid olan tahrîrât ve melfûfu ve bu babdaki müsvedde mazrûfen[54] Nezâret-i Âcizîye gönderilmiş olmakla mütâlaa kılındı. Tahrirât-ı mezkûre zahrına[55] Nezâret-i Celîleleri Hukuk Müşavirliğinden yazılan mutalâanâmede mevzûbahis olan evkâf vâridâtının mütevellinin sû-i isti’mâlâtı sâbit olduğundan müzayedeye ve ihâlesi icrâ edilip bu sûretle mütevellinin sû-i isti’mâlâtına nihâyet verildiği anlaşıldığı cihetle şikâyetinin muhıkk olmadığına müsted’î tefhîmine lazım gösterilmekte ise de bu gibi makâmât-ı mukaddesede züvvâr tarafından verilmiş hedâyâ müzâyede sûretiyle mültezime ihâle edilmek muğayir-i şer’-i şerîf olduğundan gayr-ı caîz bulunduğunun ve mütevellinin sû-i isti’mâl ve ihâneti sâbit olduğu sûrette tevelliyeti uhdesinden ref’i[56] îcâb edeceğinden bunun içinde mahkeme-i şer’iyyeye mürâcaat edilerek ihânetin hükmen sübûtu îcâb edip idâre-i muâmele bazı mesâilde muvâfık-ı muallak olsa bile, umumiyetle muvâfık-ı usûl-i vâkı’a da olmayacağından, beyânına iptidâr ve evrâk-ı mürsele iâdeten tesyâr[57] kılındı efendim hazretleri.
Fî 16 Cemâziyelevvel 1329
ve Fî 2 Mayıs 1327 (15 Mayıs 1911)
Evkâf Nâzırı Nâmına
Muavin
Günümüz Türkçesi
(1) DH.İD.34-19/1
Dâhiliye Nezâreti
Muhâberât-ı Umûmiye Dâiresi, 2. Şube
Sayfa: 10454
Evrak Numarası: 55
Taslak Tarihi: 19 Şubat 1326 (4 Mart 1911)
Temize Çekilme Tarihi: 20 Şubat 1326 (5 Mart 1911)
Halep Vilayeti’ne
Antakya kazasının Süveydiye Nâhiyesinde bulunan Hızır (Hıdır) Aleyhisselam Makam-ı Şerifi’nin, yüksek padişah beratıyla uhdesinde bulunan tevliyet görevine yapılan müdahale ve tecavüzün önlenmesi talebine dairdir.
Müftüzade Neşet’in mührüyle mühürlenmiş olarak gönderilen arzuhal, ekte yüksek makamınıza gönderilmekle, bu konudaki işlemin ve görüşün açıklanarak bildirilmesi rica olunur, efendim.
(2) DH.İD.34-19/2
Dâhiliye Nezâret-i Celîlesi Huzûr-ı Sâmîsine
Yüce Dâhiliye Nezâreti makamına arzımdır.
Antakya kazasının Süveydiye nahiyesinde bulunan ve tevliyeti yüce padişah beratıyla benim üzerimde bulunan Hızır (Hıdır) Aleyhisselam Makam-ı Şerifi’nin hizmetini otuz iki yıldan beri eski teamüle uygun şekilde yerine getirmekteyim. Her yıl muhasebesini görmekte olduğum hâlde, bu yıl, nedense, Antakya Kaymakamı Tevfik Bey, güya kötü hâlimden ve baskıcı düşüncemden söz edilerek yazılmış olan asılsız bir mazharı mühürlemiş olduğumun kendisine bildirilmesinden dolayı, hakkımdaki düşmanlığını gerçekleştirmek ve bu acizden intikam almak amacıyla;
Makam-ı Şerife gelen ziyaretçilerin oradaki hademeye verecekleri belirsiz miktardaki bağışlarla kesecekleri kurbanların değeri bilinmeyen derilerini, Makam-ı Şerifin vakfedilmiş emlakının gelirleri arasına dahil etmediğimi elinde bir bahane olarak kullanarak, bana karşı beslediği düşmanlığı gerçekleştirmek amacıyla, hemşehrisi Antakya Evkâf Memuru Mahmud Efendi’ye keyfî bir yazı yazdırmıştır.
Bunun üzerine, Makam-ı Şerife ait vakıf emlakının gelirleriyle yukarıda arz edilen hayalî gelirleri, Meşrutiyet dönemine uygun olmayarak, vergi satarcasına müzayedeye çıkarmış; Nusayri taifesini teşvik ederek, şeriata aykırı bir şekilde, üç yıllığını adı geçen taifenin şeyhlerine ihale etmiştir.
Söz konusu gelirlerin maarife tahsis edilmesi için de bizzat Halep Vilayetine giderek, meselenin aslından haberdar olmayan Vali Beyefendi Hazretlerini ikna etmiş ve Vilayet İdare Meclisinden de karar alarak, hem mübarek Makamın hem de yüce beratın açık hükmü gereğince mütevelliye ait olan idare işlerini Nusayrilere teslim etmiştir.
Makam-ı Şerife yaptığım hizmetler ve ziyaretçilerin istirahati için orada yaptırdığım tamirat, elimde bulunan tasdikli mazbata ve muhasebe defterleriyle sabit olduğu hâlde, bu hususa itibar edilmeksizin ve muhasebem görülmeksizin, böyle bir zamanda bu baskıcı ve keyfî müdahaleye maruz bırakılmam şeriate aykırı olduğu gibi, Meşrutiyetle yönetilen Osmanlı Hükûmetimizin hangi kanununa dayandırıldığı da anlaşılamamaktadır.
Makam ve ziyaret yerleri adına olan gelirlerin, fakirlere verilmesi niyeti olmadıkça kesin olarak haram olduğu şer‘î hükümlerin gereği iken, söz konusu önemli gelirlerin maarife tahsis edilmesi ve bu suretle halk üzerine yeniden bir vergi yüklenmesi hususunun devlet makamlarınca uygun görülmeyeceği kesin kanaatim olduğundan;
Şer‘î hükümlerin gereği olarak Makam-ı Şerife ait işlerin eski teamüle döndürülmesini ve yüce padişah beratının hükmünün korunmasını; ayrıca adı geçen Kaymakamın hakkımda yürütmekte olduğu kin ve düşmanlığından korunmamı, meşru meşrutiyetimiz adına talep ve rica ederim.
Bu konuda emir ve ferman yetkisi hükümdarındır.
23 Safer 1329 (23 Şubat 1911)
9 Şubat 1326 (23 Şubat 1911)
Antakya’da Mukim Makam-ı Şerif Mütevellisi
Müftüzade Neşet
(3) DH.İD.34-19/3
Dâhiliye Nezâreti Muhâberât-ı Umûmiye Dâiresi
Evrak Numarası: 31
Taslak Tarihi: 5 Mayıs 1327 (?)
Temize Çekilme Tarihi: 9 Mayıs 1327
Halep Vilayeti’ne
29 Mart 1327 tarihli ve 30 numaralı yüce yazınıza cevaptır.
Antakya kazasının Süveydiye nahiyesinde bulunan Hıdır Aleyhisselam Makam-ı Şerifi’nin, yüce padişah beratıyla mütevellisi bulunan Müftüzade Neşet Efendi’nin kötüye kullanımı ve ihaneti sebebiyle, Makam-ı Şerif ziyaretçilerinin verdikleri bağışlar ile kesecekleri kurbanların derilerinin müzayede yoluyla taliplerine ihale edilmesi hakkında yapılan işlem;
Ancak bu gibi kutsal makamlarda ziyaretçiler tarafından verilmiş hediye ve bağışların mültezime ihale edilmesi şeriate aykırı olduğundan caiz olmayacağı ve mütevellinin kötüye kullanımının gerçekleştiğinin anlaşılması halinde tevliyetin uhdesinden kaldırılması ve bunun için de şer‘î mahkemeye başvurularak vakfa ihanet hususunun hükmen sabit olması gerektiği, idare tarafından işlem yapılmasının usul ve kaideye uygun olmayacağı, Evkaf-ı Hümayun Nezaretine yazıyla bildirilmiştir.
Bu nedenle, durumuna göre gerekli bildirimin yapılması rica olunur, efendim.
Müsteşarın yüce işaretiyle.
(4) DH.İD.34-19/4-a
Halep Vilayeti Tahrirat Kalemi
Numara: 30
Yüce Dâhiliye Nezâretine
Dosyası ile Hukuk Müşavirliğine
Özet: Hıdır el-Nebî Makam-ı Şerifi’nin tevliyeti hakkında.
Ek sayısı: 2
Nazır Beyefendi Hazretleri,
Muhâberât-ı Umûmiye Dâiresi İkinci Şube ifadesiyle şeref varid olan 20 Şubat 1326 (5 Mart 1911) tarihli, 30 özel ve 35.166 genel numaralı yüce Nezâret yazınıza cevaptır.
Süveydiye nahiyesinde bulunan Hıdır el-Nebî Makam-ı Şerifi’nin tevliyeti hakkında Müftüzade Neşet Efendi tarafından gönderilip tarafınızdan iletilen arzuhal üzerine, yerinden yapılan bilgi istemeye cevap olarak gelen yazının sureti, söz konusu arzuhalle birlikte ekte sunulmuştur, Nazır Beyefendi Hazretleri.
12 Rebîü’l-âhir 1329 (12 Nisan 1911)
ve
29 Mart 1327 (12 Nisan 1911)
Halep Valisi
Hüseyin Kâzım
(5) DH.İD.34-19/4-b
Söz konusu vakıf gelirlerinden mütevellisinin kötüye kullanımları sabit olduğundan, vilayet makamının onayına sunularak onaylanan kaza idare meclisi kararıyla müzayedeye çıkarılıp ihalesinin yapıldığı ve hayır yönüne, özellikle mahallî vakıflara genel bir fayda sağlandığı ve bu suretle mütevellinin kötüye kullanımlarına son verildiği, ekli yazı suretinden anlaşılmış olduğundan;
Başvuru sahibinin şikâyetinin haklı ve dikkate alınmaya değer olmadığının kendisine bildirilmesi amacıyla, Halep Vilayeti’ne gerekli bildirimin yapılması arz olunur.
Takdim
Mümtaz(?) Bey’den sual.
13 Nisan 1327 (26 Nisan 1911)
Zarflı olarak Evkâf Nezaretine.
(6) DH.İD.34-19/5
Halep Vilayeti
Tahrirat Kalemi
Antakya Kaymakamlığından alınan 14 Mart 1327 (27 Mayıs 1911) tarihli ve 38 numaralı tahriratın suretidir.
5 Mart 1327 (18 Mayıs 1911) tarihli ve 6 numaralı yüce emirlerinize cevaptır.
Süveydiye’de bulunan Hıdır Aleyhisselam Hazretlerinin Makam-ı Şerifi vakfının mütevellisi olan ve Antakya’da bulunan Neşet Efendi’nin elindeki tevliyet beratı, bizzat tevliyet görevini yerine getirmesini ve vakfın gelirlerini iyi şekilde kullanıp yönetmesini temel şart olarak kabul ettiği hâlde, adı geçen kişi bizzat görevini yerine getirmek şöyle dursun, kendisi Reji memurluğu sebebiyle orada burada dolaşmakta, hâlen de Antakya Eytam Müdürlüğünde bulunarak söz konusu Makam-ı Şerifin bulunduğu yere bile uğramamakta ve aynı zamanda adı geçen makamın yıllık yedi-sekiz bin kuruştan aşağı düşmeyen ve adeta düzenli bir gelir niteliğinde bulunan hediyelerini, elinden geldiğince her yıl elli-altmış lira bedel karşılığında bazı kişileri kendisi tarafından zorlayarak [veya zorunlu tutarak] toplatmakta ve bedelini cebine koymakta;
Evkaf memurlarına hesap verdiğinde ise yıllık gelirleri beş-altı yüz kuruş gösterip, hemen bunun iki-üç katını hayalî masraf olarak göstermek suretiyle vakıf gelirini kendisine borçlu çıkarmakta idi.
Herkesçe ağızdan ağıza yayılarak sabit olan ve daha sonra yapılan tahkikat sonucunda da resmen sabit bulunan bu kötüye kullanımlar, yalnızca vakfın gelirlerinin elinden alınmasını değil, dayandığı yüce beratın içeriğine göre tevliyet hakkının dahi kendisinden alınmasını gerektirdiğinden, bu hususa ilişkin olarak şer‘î mahkemeye teslim edilerek;
Ancak Evkaf memurlarının resmî başvurusu üzerine Kaza İdare Meclisi tarafından derinlemesine tahkikat yapılmış ve ortaya çıkan gerçek sonuçlara göre, öncelikle vakıf gelirleri üzerindeki usulsüzlüklerine son verilmiştir.
Şöyle ki: Mütevelli Neşet Efendi, Makam-ı Şerife gelen ziyaretçilerin o makamın hizmetlerinin ve görevinin devamı için vermekte oldukları hediye ve bağışları hiç veya gereği kadar almamakta, yalnızca o makam için şart edilmiş bulunan birkaç parça taşınmazın yıllık gelirlerini beş yüz ila sekiz yüz kuruş arasında gösterdikten sonra, onu da birtakım keyfî masraflarla tüketip her yıl vakıf gelirinde masraflarından dolayı kendisini alacaklı göstermekteydi.
Özellikle söz konusu hediye ve bağışlar için her yıl elli-altmış liraya bazı kişileri zorlayarak [bu paraları toplatması] ve bu zorla alınan bedeller karşılığında kendi emlak ve akarının gelirlerini tamamen yiyip tükettiğini bilmeyen kimsenin Antakya’da hemen hemen yok denecek kadar çok olması da bu konudaki şüpheyi güçlendirmiştir.
Bunun üzerine tahkikata başlanınca, Evkaf memurlarının elde ettiği zorla alınmış senetler ve hesap pusulaları gibi belgeler ve özellikle Süveydiye Nahiye Müdürü ile Evkaf memuru tarafından yerinde yapılan tahkikat sayesinde artık mesele açıkça ortaya çıkmış;
Kaza İdare Meclisinin birden fazla kararıyla, söz konusu makamın üç yıllık gelirleri müzayedeye çıkarılmış ve müzayede sonucunda üç yıllık gelir, 19.500 kuruş bedelle, yine İdare Meclisinin kararıyla ihale edilmiştir.
Artık bu bedelin kendisi de yapılan tahkikatın isabetli olduğuna dair yeterli bir delil olduğundan, ayrıca açıklama ve izaha ihtiyaç bulunmadığı açıktır.
Bununla beraber, bu husustaki ayrıntılar 14 Kânûn-ı Evvel 1326 (27 Aralık 1910) tarihli ve 849 numaralı arzıyla da arz edilmiş ve buna cevaben gelen 25 Kânûn-ı Evvel 1326 (7 Ocak 1911) tarihli ve 296 numaralı yüce emirnamede, söz konusu gelirlerden o saygın makamın hizmetlerinin devamı için gereken miktar çıktıktan sonra fazla kalan kısmının mahallî maarife aktarılmasının, Vilayet İdare Meclisince de uygun görüldüğü bildirilmiştir.
Bu gibi meclislerden çıkan kararların feshedilmesi veya üst makam tarafından onaylanması ilgili meclise ait olup, yürütülen işlem ve mevcut durum bundan ibarettir.
Arz ederim.
(7) DH.İD.34-19/6
Evkaf-ı Hümayun Nezareti
Tahrirat Kalemi
Genel: 19.498
Özel: 31
Yüce Dâhiliye Nezaretine
Antakya kazasının Süveydiye nahiyesinde bulunan Hıdır Aleyhisselam Makam-ı Şerifi mütevellisi hakkında.
Ek sayısı: 4
Nazır Beyefendi Hazretleri,
Antakya kazasının Süveydiye nahiyesinde bulunan ve tevliyeti beratla kendisinde bulunan Hıdır Aleyhisselam Makam-ı Şerifi ziyaretçilerinin hademeye verecekleri bağışlar ile kesecekleri kurbanların derilerinin bedellerinin müzayede yoluyla talibine ihale edilmesinden söz edilerek, söz konusu Makam-ı Şerif mütevellisi Neşet imzasıyla Nezaret-i Celilelerine verilen arzuhal ve bunun üzerine meydana gelen yazışmaya cevaben Halep Vilayeti’nden gelen yazı ile eki ve bu konudaki müsvedde, zarflı olarak Nezaret-i Acizîye gönderilmiş olmakla incelenmiştir.
Söz konusu yazının arkasına, Nezaret-i Celileleri Hukuk Müşavirliği tarafından yazılan mütalaada, hakkında söz konusu edilen vakıf gelirlerinin mütevellinin kötüye kullanımları sabit olduğundan müzayedeye çıkarıldığı ve ihalesinin yapıldığı ve bu suretle mütevellinin kötüye kullanımlarına son verildiği anlaşıldığından, şikâyetinin haklı olmadığı hususunun başvurucuya bildirilmesi gerekli görülmekte ise de;
Bu gibi kutsal makamlarda ziyaretçiler tarafından verilmiş hediyelerin müzayede yoluyla mültezime ihale edilmesi şeriat hukukuna aykırı olduğundan caiz olmayacağı ve mütevellinin kötüye kullanımı ve ihaneti sabit olduğu takdirde tevliyetinin kendisinde alınması gerekeceğinden, bunun için de şer‘î mahkemeye başvurularak ihanetin hükmen sabit olması gerektiği; idarî yoldan yapılan işlemin bazı meselelerde uygun olsa bile, genel olarak usul ve kaideye uygun olmayacağı;
bildirilmek üzere ve gönderilen evrak iade edilerek gönderilmiştir, efendim hazretleri.
16 Cemâziyelevvel 1329
ve 2 Mayıs 1327 (15 Mayıs 1911)
Evkaf Nazırı adına
Muavin
[1] Müvezzehan inbası: açıklanarak bildirilmesi.
[2] Tevliyet: Vakıf mallarına bakma görevi, mütevellîlik.
[3] Berat-ı âli şan, Osmanlı döneminde bir kimseye görev, maaş, nişan, ayrıcalık (imtiyaz) veya toprak tahsisi yapıldığını belirten, üzerinde padişahın tuğrasının bulunduğu şanlı ve yüksek resmi belge anlamına gelir. Yüce padişah beratı
[4] Sene be-sene: yıldan yıla, seneler geçtikçe.
[5] Müstebidane: baskıcı, dikte edici, keyfi ve zorba bir tarzda hareket etmek veya tutum takınmak.
[6] Mevhûm: kuruntu, aslı olmayan, aslı olmaksızın.
[7] Mazhar: istidaname, birini şikayet etmek, birini mazhar etmek
[8] İlkâ: bildirme, bir bilgiyi başkasına aktarma
[9] Ahz-ı sâr: intikam alma, öç alma
[10] Zair: ziyaretçi
[11] Atıye-i gayr-ı malume: belirsiz bağış, hediye
[12] Zebh: boğazlama, kesme, kurban kesme
[13] Esman-ı meçhul: fiyatı, değeri bilinmeyen
[14] Vâridât miyânı: Gelirler kalemi, gelirler hesabı
[15] Vâridât-ı mevhume-i ma’ruza: gerçekte var olmayan, sadece zihinde veya kağıt üzerinde kurulan, hayali veya varsayımsal gelirlerin raporlanması, yazılması.
[16] Rüsûmât: devletin bazı mallardan veya ticaret işlemlerinden aldığı vergiler ve resimler
[17] “Hilâf-ı Şer‘-i Şerîf: Yüce, kutsal şeriata aykırı.
[18] Mantuk-ı Münif: Yüce, şerefli söz veya hüküm
[19] Ta’addî-i müstebidâne: zorbaca, despotça yapılan tecâvüzler, haksızlıklar ve zulümler
[20] Şer-i şerife mugayir: Şerî hükümlere aykırı
[21] Makam ve merâkid: Makamlar ve mazarlar, ziyaretgahlar ve yatırlar
[22] Meczûm-ı çakeri: kölenizin (kulunuzun) kesin kanaati, bildiği veya kat’i surette karar verdiği şey
[23] Muğâyir-i şer-i şerif: Şer‘-i şerife aykırı, İslâm hukukuna aykırı, şeriata uygun olmayan
[24] Ref’: kaldırma lağv etme, çıkarma
[25] Mevâfık-ı usul: Usule uygun, kaideye ve yasalara uygun
[26] İsti’lâm: Resmen malumat istemek, tahkik emirnamesi, malumat istemek.
[27] İktirân: Yaklaşma takrib, yakına varmak, yanına gelmek,
[28] Muhıkk: Doğruyu yerine verici, ihkâk edici, hakkı yerine getiren, haklı olan, hak sahibi bulunan.
[29] İttihâz: edinme, kabul etme, sayma, tutma veya bir şeyi öyle olarak görme.
[30] Mukannen: vukuu ve icrası muntazam surette muayyen olan, şaşmayan, miktarı muayyen, müretteb.
[31] İlzâm: Susturma, zorbalık, mecburiyet.
[32] Der-ceyb: cepte, cebinde, elinde
[33] Mevhûm: Aslı olmaksızın
[34] Tevâtüren; ağızdan ağıza yayılarak, bir haberin ağızdan ağıza geçerek yayılması, söylenti.
Tevâtüren sâbit; herkes bilir ki… anlamında
[35] Mazmün: mefhûm, anlaşılan şey,
[36] Nez: koparma, sökme, bir şeyi birinden sökülp koparma.
[37] Tevdi’: teslim etmek,
[38] Arîza: bir maslâhât arzı için yazılan tahriratname, birine arz olunan mektup
[39] Evvel ba evvel: her şeyden önce, ilk olarak
[40] İhtilâs: çalma, çırpma, hırsızlık.
[41] Meşrût: bir şart ile bağlı, şart kılınmış,
[42] İtfâ: Ödeme
[43] Ekl ü bel’: yemek ve yutmak
[44] Mütevâtir: Ağızdan ağıza yayılan, herkesin dilinde gezen, tevâtür yoluyle gelen.
[45] Müstağni: ihtiyacı olmayan, muhtaç olmayan,
[46] Zell: kayma ( aktarma anlamında kullanılmış.
[47] Sudûr: çıkma, meydana gelme
[48] Mukarrarât: kararlar, alınan kararlar, karar hükümleri.
[49] Mâfevk: üstünde bulunan şey, üst taraf.
[50] Bâ-berât: berât ile, berâta dayanarak, berât sahibi.
[51] Zâirîn: ziyaretçi ler.
[52] Atiyye: bahşiş, ihsan.
[53] Sebk iden: Vuku bulan, meydana gelen.
[54] Mazrûfen: zarflanmış olarak.
[55] Zahrına: arka yüz, arka taraf. Tahrirat-ı mezkure zahrına: Yukarıda zikredilen yazıların arkasına.
[56] Ref’: kaldırma, lağv ve fesih etme
[57] Tesyâr: gönderme, irsâl,
İlgili Kategoriler
- Afiş-Broşür-Reklam
- Antakya Kazı Ekibi Günlükleri (1932-1939)
- Belgeler Genel
- Ermeni Meselesi
- Fatura-Dekont-Karne
- Fransızca Belgeler
- Gazeteler-Dergiler
- İskenderun Sancağı Belgeleri
- Kartvizit
- Kimlik-Hüviyet-Kişisel Kart
- Kitaplar-Makaleler
- Mahkeme Evrakları
- Mustafa Kemal Fotoğrafları ve Belgeleri
- Osmanlıca Belgeler-Makaleler
- Pul-Mektup-Zarf
- Tapu Senetleri
- Zeki Arsuzi Belgeleri


