Almanların İskenderun İmtiyazı-30 Ekim 1911 Le Temps/The German Concession in Alexandretta — 30 October 1911 — Le Temps
BAĞDAT DEMİRYOLU ÜZERİNE TÜRK-ALMAN ANLAŞMASI Bir Alman Başarısı
Birkaç gün önce Bağdat demiryoluyla ilgili müzakerelerin sonuçlanmak üzere olduğunu duyurduğumuzda; Helif-Bağdat hattını, yani hattın başından Bağdat’a kadar olan kısmı kapsayan sözleşmenin İngiltere ve Fransa’nın her türlü katılımını dışladığını belirtmiştik. Bu durum, Şirket’in gümrük vergilerinde öngörülen %4’lük artıştan yararlanma hakkından feragat etmesiyle gerçekleşti; oysa bu artış İngiliz-Fransız sermayesinin hattın inşasına katılmasına imkan tanıyabilirdi. Anadolu Alman Demiryolu Şirketi, doğrudan ve tek başına Türk hükümetiyle anlaşmayı tercih etti; böylece bu hat kesimi münhasıran Almanya’nın elinde kaldı. Bu konuda söyleyecek bir şeyimiz yoktu çünkü imtiyaz, eski Türk rejimi (II. Abdülhamid dönemi kastediliyor) tarafından Alman şirketine verilmişti. Ancak geriye ikinci kısım kalıyordu: Bağdat-Basra hattı, yani büyük yolun son noktası olan Bağdat’tan Basra Körfezi’ne kadar olan kısım.
Söylenenlere göre Türkiye, tüm ilgili tarafları memnun etmek adına bu bölümü uluslararasılaştırmayı teklif ediyordu; ancak Almanya’nın bu katılımdaki payının “en çok gözetilen ulus”un payına eşit olmasını şart koşuyordu. Bu durum, Türkiye ve Almanya’nın birleşen sermayesinin konsorsiyumda çoğunluğu ele almasını fiilen sağlıyordu.
Fakat İngiltere meseleye böyle bakmıyordu: İngiltere, hattın bu bölümünün kontrolünü istiyordu; zira bu bölüm İran’ı dış ticarete açtığı ve Doğu’nun büyük deniz yollarına bir çıkış kapısı oluşturduğu için kendisi için hayati önem taşıyordu.
Mesele bu noktadaydı ve bu son sorunun çözümü konusunda büyük zorluklar bekleniyordu ki Almanya —evvelsi günkü telgrafa bakınız— uzlaşmacı görünmek ve İngiltere’yi memnun etmek istediğini bildirdi. Bu memnuniyetin ne olduğunu bugün öğreniyoruz: Alman Şirketi, Bağdat-Basra Körfezi imtiyazından tamamen ve basitçe feragat ediyor. Türkiye artık bu imtiyazı, Almanya’nın da payı olması kaydıyla, yabancı bir şirkete vermekte özgürdür. Ancak buna karşılık, söz konusu Alman Şirketi Türkiye’den Osmaniye’den İskenderun‘a giden bir kol hattı inşasını ve İskenderun limanı imtiyazını alıyor…
Başka bir deyişle Almanya, Basra Körfezi’ne çıkıştan bir ölçüde feragat ediyor ama tazminat olarak Akdeniz’e bir çıkış elde ediyor. Fransa, İngiltere ve Rusya’ya karşı uzlaşmacıymış gibi görünüyor, cömert bir jest yapıyor ve aynı anda —itiraf etmek gerekir ki bu bir ustalık eseridir— arzulayabileceği en muazzam ağı ele geçiriyor; Akdeniz’e kendisine bir kapı açtırıyor ve tüm Bağdat trafiğini kendi özel çıkarı için buraya akıtıyor.
Rıfat Paşa —dün maslahatgüzarımıza yaptığı açıklamada— yeni imzalanan anlaşmanın tamamen ekonomik bir karakter taşıdığını beyan etse ve Almanya’nın Bağdat-Körfez hattı imtiyazından vazgeçmesinden elde edeceğimiz avantajları vurgulasa da; Türkiye’nin bizimle bir anlaşma yapma arzusunda olduğunda ne kadar ısrar ederse etsin, İngiltere ve Fransa’nın Türkiye ve Almanya tarafından “oyuna getirildiği” gerçeği değişmeyecektir.
Ne yapacaklar? Kendi çıkarlarını savunmaya karar vermelerinin tam vaktidir.
René d’Aral
Le Gaulois- 21 Mart 1911 Fransa Gazetesi
İlgili Kategoriler
- Afiş-Broşür-Reklam
- Antakya Kazı Ekibi Günlükleri (1932-1939)
- Belgeler Genel
- Ermeni Meselesi
- Fatura-Dekont-Karne
- Fransızca Belgeler
- Gazeteler-Dergiler
- İskenderun Sancağı Belgeleri
- Kartvizit
- Kitaplar-Makaleler
- Mustafa Kemal Fotoğrafları ve Belgeleri
- Osmanlıca Belgeler-Makaleler
- Pul-Mektup-Zarf
- Tapu Senetleri
- Zeki Arsuzi Belgeleri
